Soğuk bir İstanbul sabahıydı. Eski Etimesgut eşrafından Zahid Naif efendinin oğlu olan Ali Esmut bey montunu alıp evden çıkacakken aklına kredi kartının zevceleri olan Nisa-i Hayr hanımın çantasında olduğunu hatırladı ve almak için yöneldi { malüm o dönemlerde ( 1673) kredi kartları hanımların çantasında duruyor}. Kartını alıp giyindi ve artık dışarı çıkmak için tastaman hazırmıyım diye sordu ve kafasıyla onaylayıp evden çıktı.
Sabah vakti olduğundan erken kahvaltı yapmayada alışık olmadığı için birşey yemeden çıkmıştı .Sıcak birşeyler içme ihtiyacı hissettiğinde; "Isıtır Buck" kahvehanesinin açık olduğunu gördü ve sıccacık bir kap kahvesini alıp ısınan eli gibi midesininde ısınması için hızlı hızlı kahveyi yudumladı.Aynalıkavak yakınlarındaki Hasbahçe mevkiinde oturdugundan çalıştığı yer olan Üsküdar'a kayıkla gitmek zorundaydı ve kayığın yaklaştığını görünce hızlı hızlı semt isekelesine yürüdü ve iskeleci başının üsküdar kalmasın dediğini duydu.Alelacele zekbilini çıkarttı ve kontör olmadığını gördü allahtan yan komşu nalbant musatafa efendi hemen yanıbaşındaydı da onun zekbilini kullanarak kayığa bindi ve işinin yolunu tuttu. Bu arada Ali Esmut bey çok iyi bir bezzaz idi. Bölgenin en iyi bezzazistanında iyi mallar satan bir "üstüfeci" olarak bilinirdi.
Saat artık 9 olmuştu Nisa-i Hayr hanım hala gecenin yorgunluğunu üzarinden atamamış ve yataktan kalkamamıştı.Malüm bu sabah çarşamba sabahıydı ve salı akşamları erkekler kahvesinde Kışın Tv oynatılırdı hanı bu Amerıkalıların Fashıon Tv dedığı türden...
( Devamı iki gün sonra...)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder