29 Kasım 2010 Pazartesi

EDITH PIAF

"Fransız müziğinin unutulmaz sesi, Edith Piaf'ın gerçek yaşam öyküsü" yazıyordu cd'nin kapağında ... Fransız müziği.... Evet ara ara dinlediğim .... Ve sadece Edith Piaftan...Bir sanatçının ve özellikle ses sanatçısının hayatının anlatılıyor olması deliler gibi cezbetti beni filmi izleme konusunda.Star olmak,şarkı söyleyebilmek,yükselmek,yükselmek ... Ve uğruna birşeyler yitirmek.Merak ediyordum hemen izlemeliydim.
29 Kasım pazartesi günü işten çıkmanın vermiş olduğu rahatlıkla da , yatağıma girdim ve başladım filmi seyretmeye...Tuhaf geldi ! Hemde çok tuhaf ! Karşımdaki bir stardı ve Fransanın adeta kültür sembollerinden biriydi. Üstelik kadındı ... Ve zerafet sahibi bir Fransız olmalıydı ...
İzledikçe şaşırıyordum, gittikçe tuhaflaşıyordu taki onun bir "sanatçı" olduğunu kendime hatırlatana kadar...Patavatsız, serseri kılıklı, küstah kaba birşeydi. Bu üslubuydu belkide ona "Kaldırım Serçesi" denilmesi ve adına çekilen bu filmin de aynı isme sahip olması.
Ama daha küçücükken annesi onu terketmiş, babası zarzor bulmuş ve bir genelev patroniçesi olan annesine teslim etmişti onu. Bir kaç yılını bir kerahane de geçirmişti küçük Edith... Gözlerindeki ağır iltahaptan dolayı okulada gidememişti... Sonra babası geri geldi, babannesinin yanından aldı ve sirk sirk dolaştılar. Babası sirklerde görev alan bir dansçıydı. Bu arada annesi; sesi çok güzel olduğu için, şöhret olma sevdası yüzünden terketmişti onu.Üstelik İstanbul'a kaçarak ...
Paris sokaklarında şarkı söyleyerek para kazanıyordu Edith... Derken , işte o hepimizin (genç sanatçılar ) beklediği bir an gerçekleşiverdi , meşhur bir kabarenin işletmecisi onu orda gördü ve anında keşfedildi.Derken yıllar, eğitimler,Amerikalar, Fransalar, Olimpialar,sahneler,konserler ...
Ve artık koskoca bir Edith Piaf olmuştu. O bir stardı. Binlere şarkı söyleyen bir star....
Daha küçük Piaf ( küçük serçe ) büyüyememişti ki 40 yaşında yakalandığı hastalık onu 70 yaşında biri gibi gösteriyrodu.Yürümeyi, konuşmayı, ve hayatı olan şarkı söylemeyi kaybetmişti artık ve 47 yaşında derin acılarla, şöhret öncesi yıllarında itilip kakılmışlığı ile, bir uçak kazasın sonucu kaybettiği büyük aşkının acısı ile hayata veda etmişti...
Film bitmişti. 140 dakika boyunca gözümü kırpmadan izlediğim ve her dakikasında Edith Piaf'ın o ruhumu okşayan sesini, şarkılarını dinleyerek bitmişti.Marıon Ctillard isimli ancak bu film sayesinde tanıdığım Fransız aktris harika oynamış ve sadece arada dinlediğim bu sanat timsalini bana ve izleyicilere yakından tanıma fırsatını vermişti. Herşeyin tüm çıplaklığı ile anlatıldığı bu filmi izlemenizi ve bizim gurur kaynağımız ve sanat örneğimiz olan, yeri doldurulamayacak Zeki Müren beyfendiyi anlatmak - anlamak ve anısını büyük bir eserle yaşatmak için benzer bir film çekilmesini tüm içtenliğimle tavsiye ediyorum... Nur içinde yatın Edith Piaf ve Zeki Müren ... Saygılar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder